Get Adobe Flash player
Turkish (Turkiye)English (United Kingdom)
Online Publications

to download any publication, please click on the picture

water_turkey_for_webpage
Atık Sanat Olunca
cevreoyku_copy
ilkevre
genlikvedeim
Polls
How do you find the activities covered by the Green Earth Movement?
 
Newsletters

Subscribe to our e-newsletter, be informed of developments.







There are no translations available.

ormana-cop-doken-baskan-yandi2“Bu çöpler de nereden çıktı! – deyin, sorun, araştırın…”

Bu yazı Nature Life Ekolojik Yaşam dergisinde yayınlanmıştır.

DENİZ   KİRLİLİĞİ

“Avrupa Birliği 2020 yılı hedeflerinden biri: Belediyelerce toplanan atıkların % 50 sinin geri-dönüştürülmesi. Türkiye’de bu oran %17’ler de. Ne olacak halimiz?” “Boğazın dibi silme araba lastiği doluymuş. “New York’ta ise denizin tabanını sigara izmaritleri halı gibi kaplamış”. “Belediyeler deniz çöpü bertaraf edilmesinden sorumlu ama önlemeye yetkisi yok, bütçesi de yok.” “İş çok karmaşık, çevre ajansları kurulmalı-yok hayır…”

Bunlar; 7-9 Mart’ta İstanbul’da yapılan “Deniz Çöpü -Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi” kursunun kahve arası sohbetlerinden cümleler…

 

 

Deniz çöpü = denize bırakılmış ya da atılmış katı, kalıcı, gözle görülür maddeler.

 

1995’de  “Akdeniz’in Kirliliğine Karşı” imzalanan Barselona  anlaşması, on yıl sonra 2005’de deniz çevresinin yanı sıra, kıyı alanlarının da korunmasını kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır. 2006 yılında Kahire’de imzalanan; “Horizon 2020 Girişimi” başlığı altında yapılan saptamalara göre ortak hedefler belirlenmiştir. Horizon 2020’de ; Akdeniz’deki en önemli üç kirlilik sorunu:

1-      Belediyelerin atık yönetimi,

2-      Kentsel atık su (kanalizasyon) ve

3-      Sanayi Atıkları

olarak belirlenmiştir. Bu üç unsur Akdeniz deniz kirliliğinin % 80’inini oluşturmakta. İşte Horizon 2020 Girişimi de; Avrupa-Akdeniz bağlamından çıkarak Akdeniz birliğine geçmek, ortak deniz stratejisi çerçeve direktifi oluşturmak hakkındadır. Yol haritası ise, denizi kirleten bu üç önemli unsuru detaylı tanımlamak, azaltabilmek için kapasite arttırmak ve bunun için de Avrupa Birliği fonlarını kullanmak olarak belirlenmiştir. 7-9 Mart 2011’de verilen kurs AB hedeflerini yerine getirmek üzere bir araya gelmiş birçok kuruluşun uyguladığı bir “konsorsiyum” projesi. Proje kapsamındaki faaliyetlerden biriydi. Marmara Belediyeler Birliği, Muğla, Antalya, İzmir, Tekirdağ, Kocaeli Belediyelerinden ilgili katılımcılar, Çevre ve Orman Bakanlığından konuyla ilgili görevliler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldılar.

‘HORIZON  2020’  GİRİŞİMİ  NEDİR?

Barselona süreci içerisinde oluşturulan Avrupa-Akdeniz  ortaklığı  çeşitli kurumlar, işbirlikleri oluşturarak, Barselona sürecinde eksik kalan kısımları doldurmak ve bir katma değer katmak üzere kurulmuştur. Var olan çerçeve ve stratejiye göre işletilir. Barselona sözleşmesinde taahhüt  edilenlerin  yerine getirilmesi için ilgili çalışmaları destekler. Akdeniz Eylem Planı (MAP) ile ilgili Stratejik Eylem Planı (SAP)  kara kaynaklı atıkların azaltılmasını da kapsar. Tüm bu oluşumlar Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) altında Akdeniz’le ilgili bölümdür (UNEP/MAP).  Uygulamadan sorumlu komisyonun adı “Akdeniz Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu” (MCSD) dur. Horizon 2020 kapsamında günümüze kadar geçen sürede, Ulusal Çevre Politikaları, Avrupa Komşu Ülkeler Politikaları (ENP) ve eylem planları, Deniz Stratejik Çerçeve Direktifleri hazırlandı. Çalışmalar için çeşitli bağışçılar bulundu. Dünya Bankası, Küresel Çevre Fonu GEF ile stratejik ortaklık kuruldu. 2007-2013 arasında odaklanılan 3 önemli ayağı var. Bunlardan birincisi, Akdeniz’de kirliliğine sebep olan başlıca atıkları tespit ederek, bunları azaltacak projeleri ortaya çıkarmak. İkinci ayak;  AB’ne Akdeniz havzasında komşu olan ülkelerin ulusal politikalarını, atık yönetimi ile ilgili kurumlarının verimini geliştirmek üzere kapasite-gelişimi çalışmaları yapmak. Üçüncüsü ise; AB araştırma bütçesini kullanarak konu hakkında daha geniş çaplı bilgi toplamak ve Horizon 2020 çalışmalarını  izleyip yönlendirmek. Bunlar özellikle belediyesel katı atıklar, kanalizasyon ve sanayi kirliliği alanlarına odaklanmıştır. Girişimin farkındalık yaratma ve atık yönetiminde bütüncül bir yaklaşımı teşvik etmeye  odaklandığı Akdeniz havzasındaki komşu ülkeler Arnavutluk, Cezayir, Bosna, Hırvatistan, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Montenegro, Filistin, Suriye, Tunus ve Türkiye’dir.

“Horizon 2020” girişimi neden gerekti?:

-Bölgede çevre ile ilgili hukuki düzenlemelerin öncelikli olmayışı,

-Tarım, turizm, nakliye, enerji, su, sanayi gibi alanlarda çevre unsurunun yeterince hesaba katılmaması, uluslar arası sözleşmelere yeterince uyamama,

-Yetersiz kurumsal kapasite ve kaynak, sivil toplum bilinci.

Horizon 2020 vs Türkiye:

Planda Türkiye için öncelikli konular;  belediye atık yönetimi ve sanayi atıklarına öncelik vermek. Teknik konularda eksiğini kapamak için  destek olma  hedeflenmiştir.

 

ATIK  YÖNETİMİ  NEDEN  ÖNEMLİ?

 

Atıklar;  görünür olmaları, insan sağlığını ve ekolojiyi tehdit etmeleri nedeniyle politik olarak hassas bir konudur. Ayrıca atık yönetimi maliyetlidir. Özellikte Belediye harcamalarının önemli bir kısmını kapsar. Atıklar ekonomiyi etkiler  ve küresel iklim değişikliğinin sebeplerinden biridir. Hem Avrupa Birliği üyesi ülkeler hem de Akdeniz havzasındaki komşu ülkeler,  entegre ve sürdürülebilir bir atık yönetimi için gerekli kapsamlı politik çerçevelerden hala yoksun ve sistemin verimliliğini arttırmak için  izleme ve ölçme araçları da yetersiz.

 

DENİZ  ÇÖPÜ  İLE  BAŞA  ÇIKMAK  NEDEN  BU  KADAR  ZOR?  MÜCADELE   ALANLARI:

 

Deniz çöpü ile mücadele aynı zamanda;

-Kirlilikle mücadele,

-Küresel ısınmayla mücadele,

-Atığı kaynağında tutabilmek (denize ulaşmaması için),

-Deniz ekolojisindeki yaşam döngüsünü bozucu unsurlarla mücadele,

-Yeniden tasarım, yeniden kullanım, geri kazanım, atık üretimini azaltma,

-Yerel yönetimleri, yerel çözümleri ve ekonomileri güçlendirme

demektir.

AB vs TÜRKİYE : ENTEGRE  (BÜTÜNCÜL) ve SÜRDÜRÜLEBİLİR  ATIK YÖNETİMİ:

2009 Eurostat verilerine göre Avrupa Birliğinde kişi başı yıllık çöp üretimi 540 kg. Türkiye’de ise kişi başı yıllık atık üretimi 430 kg.a çıkmıştır. 2020 yılına kadar bu oranın en az % 15 civarı artacağı tahmin edilmekte. Türkiye’de atıkların % 65 kadarı vahşi çöp toplama denen kontrolsüz çöp boşaltmadır. %33 ü ise kontrollü uygulamalar (% 17 si geri dönüşüm/kompost üretilmekte), % 0,4 ü göl ve nehirlere boşaltılmakta, kalan miktarsa imha edilmektedir. Avrupa Birliği 2020 hedeflerinden biri belediyelerce toplanan atıkların % 50 sinin geri dönüştürülmesidir. Tek yolu, entegre (bütüncül) ve sürdürülebilir bir atık yönetimi gerçekleştirmektir. Yani en ekonomik ve doğaya en az yükü olacak bir sistemi yerleştirip, uygulayabilmek gerekir. Bunun için en etkin çare en az atığın üretildiği bir toplumsal yaşantıdır. Ancak günümüzde içinde bulunduğumuz sistem tam tersi bir yönde ilerliyor.

Yıllık kişi başına/kg atık üretimi (AB, Türkiye, Orta doğu-Akdeniz  -Eurostat 2009 verileri)

 

Orta doğu-Akdeniz, Türkiye ve AB atık çeşitleri, oranları. (Eurostat verileri)

Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi demek, atığı;

-önleme,

-kaynağında azaltma,

-yeniden kullanım,

-geri dönüşüm,

-enerjiyi kazanma,

-bertaraf etme

demektir.

Bu amaçlara uygun stratejiler geliştirmek, destekleyici politikaları üretmek, eylem planlarını yapmak, sürekli değerlendirme ve bilgilendirme çabalarıyla sistemin işleyişinin sürdürülebilirliğini sağlamak gerekmekte.

ATIĞIN  PAYDAŞLARI:

Paydaş, konuyla ilgili menfaati olan, sistemden yararlanan demektir. Çevre ve Orman Bakanlığından, Sağlık Bakanlığına, Belediyelerden, iş dünyasına, ve tabii hane halklarına kadar atık yönetiminde  toplumun tüm kesimleri paydaştır. Her bölgenin özelliklerine göre paydaşların atık yönetiminde etkisi, menfaatleri, sürece katılımı farklıdır. Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi, detaylı bir paydaş analizi (paydaşların katılımı, rolleri, çıkar çatışmaları, karşılıklı iletişimleri vb) ve verilere uygun stratejileri gerektirir.

 

Neyse halimiz… Çıksın falımız…

Deniz çöpü ile mücadele için, var olan durumun analizi, kaynakların tanımı, disiplinler-arası yaklaşım, çözüm için kısa ve uzun dönemli, çok yönlü stratejiler gerekmektedir. Akdeniz ‘deki kirliliğin   %60-80 kadar miktarı kara kaynaklı atıklardır. Belediye atıkları, nehirlerin sürüklediği çöp boşaltma alanlarından sızan atıklar, kamu alanlarında üretilen atıklar, sanayi, turizm, ticaret sektörlerinin atıkları, arıtılmamış pis su başlıca karasal atıklardır. Deniz üstünde üretilen atıklar ise (bunlara “okyanus ve nehir yolu kaynaklı atıklar denir);  ticari ve turistik amaçlı deniz taşıtları, balıkçı tekneleri, askeri ve araştırma amaçlı gemiler, petrol platformları, balık üretim çiftlikleridir. 2002-2006 ICC raporlarına göre Akdeniz’deki kirliliğin oranları şöyledir: % 52 sahilden denize sürüklenen çöpler, % 40 sigara izmaritleri, % 5 deniz kaynaklı atıklar, % 3 denize boşaltılan atıklar. Bugün entegre atık yönetiminde hem Avrupa’da hem de Türkiye’de karşı karşıya olunan birçok sorun var. Başlıca mücadele alanları; bütüncül bir politikanın eksikliği, sistemin verimliliğini ve etkisini ölçebilecek yeterli araçların olmayışı ve sorunun yalnızca teknoloji ile çözülemeyeceğidir. “Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi”nde üzerinde anlaşılan bir ilke de; tüm tarafların kendileri için en uygun sistemi seçmesidir. Yerel kaynakların, yerel yaklaşımların kullanıldığı hızlı ve etkili bir atık toplama, atık toplama merkezleri gibi fiziki yapıların sürekli bakımı, taraflar arasında etkili bir iletişim ve yeni ihtiyaçlara göre uyarlamalar sayesinde de sistem sürdürülebilir olacaktır. Bu sistemin paydaşları resmi yönetimlerden (çevre ve sağlıkla ilgili bakanlıklar, belediyeler), sivillere (hane halkları, sivil toplum kuruluşları, ticari kuruluşlar, üniversiteler vb) , risk gruplarından (kötü politikacılar, idareciler, atık kurallarına uymayanlar vb) kaynak gruplarına (kağıt toplayıcılar, sivil toplum kuruluşları, şirketler vb) kadar net olarak tanımlanır.

 

ÇEŞİTLİ  YÖNLERİYLE  ATIK:

“Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi” altı farklı yönde ele alınır. Tüm bu yönler hesaba katılarak, var olan durum incelenir, sebeplerinden etkilerine uzanan unsurlar değerlendirilir, etkileri açısından öncelikler belirlenir. Böylece, en uygun önlemin ve müdahalenin ne olacağı planlanır.  Atığın 6 farklı yönü şunlardır:

1- Çevre ve Sağlık yönü:

Atığın kara, su ve hava üzerindeki etkilerine odaklanmakla ilgilidir. Kaynakların sürdürülemezliği, kamu sağlığının bozulması, kirliliğin denetlenemez hale gelmesini önlemek amacına hizmet eder. Bu açıdan genel bulgular şunlardır:

-kara, su ve hava kirliliğinden en çok yoksullar zarar görmekte,

-doğal kaynakların sürdürülebilirliği zorlaşmakta,

-sızıntılar nedeniyle doğanın tahribi,

-kirliliğin hayvanlar, bitkiler  ve çocuklar üzerindeki güçlü etkisi,

-kirlenen ve cazibeden uzaklaşan kentler.

Bir yıl içinde bir milyon balıkçıl kuş ve 100 bin deniz memelisi ve deniz kaplumbağası, plastiklere dolanıp havasızlıktan ölmekte.

Sormamız gereken bazı sorular:

-Sağlıklı bir şekilde ve doğaya zarar vermeden imha edilen atığın oranı nedir?

-Tehlikeli atıklar nasıl yönetiliyor?

-Atığın ne kadarı geri kullanımda, geri-dönüştürülen miktar ne kadardır ve kim tarafından-resmi kurumlar/özel sektör yapılıyor?

- Atığın halk sağlığı, ilgili hastalıklarla ilişkisi araştırılıyor, denetleniyor mu?

-Depozitoyla geri toplama, atık toplama merkezleri gibi mekanizmalar yeterli mi?

-Atık üretmeme, azaltma, geri dönüşüm konuları teşvik ediliyor mu, bilinç yükseltecek kampanyalar, eğitim programları oluşturuluyor mu?

-Bir vatandaş olarak, yaşadığınız yerde entegre ve sürdürülebilir bir atık planı olup olmadığını biliyor musunuz, varsa açık bir biçimde izleyebiliyor musunuz?

2-  Sosyo-kültürel yönü:

Hane halkları, ticari kuruluşlar ve kurumların kültürel açıdan özellikleri hem atık üretmede ve hem de atığı yönetmede etkilidir. Halkın katılımı, toplumda çeşitli yaş, cinsiyet ve etnik farklılıkları olan kişiler ve gruplar arası iletişim, atık yönetiminde çalışan işçilerin sosyal şartlar belirleyicidir. Sosyo-kültürel açıdan genel bulgular şunlardır:

-kültür ve alışkanlıklar, atık üretimini ve atığın yönetim sistemini büyük ölçüde etkiliyor,

-sosyo-kültürel yön, atığın yönetimine katılımını ve bu alanda iletişimi gerektiriyor,

-kadınlar özellikle evsel atıklar açısından önemli,

-insanların yaş, cinsiyet, etnik farklılık gibi özellikleri ve iletişimleri atığın durumunu etkilemekte,

-kayıt dışı atık toplama ve işleme sektörüne dikkat çeker.

Bir yıl içinde denizlerden avlanan balıkların ağırlığının üç katı kadar atık denizlere atılmaktadır.

Sormamız gereken sorular:

-Yaşadığımız yerde atık yönetimi ile ilgili paydaşlar hangileri ve sistem en çok kimin menfaatine, hizmetten en çok kim yararlanıyor?

-Belediye paydaşlarla iş birliği yapıyor mu?

-Kamu ile planlama, yatırımlar, harcamalar, faaliyetler paylaşılıyor mu?

-Kuralsız çöp atma vb. konularda şikayet mekanizması iyi işliyor mu?

-Çöp toplama için toplanan harçlara, vergilere, hizmet fiyatlandırmasına halk karışabiliyor mu, kararları etkiliyor mu?

3-  Politik ve Yasal yönleri:

 

Atık yönetimi için hedefleri, öncelikleri, rolleri ve yetkileri belirlemek, karar verme süreçlerini planlamak ve gereken yasal çerçeveyi, yönetmelikleri oluşturmayı kapsar. Tüm Entegre ve Sürdürülebilir Atık Yönetimi sistemleri;

-atık yönetiminde hedefler ve öncelikleri tanımlar,

-rolleri ve yetkileri belirler,

-var olan ve planlanan yasal ve düzenleyici yapıları yaratır,

-karar verme süreçlerini belirler.

Sormamız gereken sorular:

-Ulusal bir atık yönetimi planı var mı?

-Belediyelerin yetkileri, kısıtlandıkları yönler neler?

-Yasalar ve düzenlemeler yeterli mi, iyi işletiliyor mu?

-İşlemiyor ise hukuk devreye etkili bir şekilde girebiliyor mu?

-Yaşadığınız yerde atık yönetim stratejisi, hedefleri, planlama var mı varsa bilgi almanız, kararlara katılmanız için uygun altyapı oluşturulmuş mu?

 

4-  Kurumsal Yönü:

 

ALO ÇEVRE

 

Atık yönetimini denetleyen politik ve sosyal yapıyla ilgilidir. Haneler, iş dünyası ve kurumlar arası görev ve sorumluluk dağılımları, organizasyon şeması, kurumsal kapasiteler, iş dünyasından hangi grupların sürece dahil olacağı, ilgili kurumların planlama yapmaları gibi konuları kapsar.

Sormamız gereken sorular:

-Atıkların yönetimi yalnızca bir kurumun görevi midir? Yoksa çeşitli kurumlar, gruplar hatta tüm toplumdaki aktörler arası paylaşılması gereken bir sorumluluk mudur?

-Tüm geri dönüşüm, kompost üretme faaliyetleri belediyelerde mi?

-Belediyelerin atık yönetimi ile ilgili özel ticari kuruşları denetleme yetkisi var mı?

-Mahalle bazlı oluşumlar, küçük çaplı girişimcilere ulaşmak, işbirliği kolay mı?

-Yeterli miktarda uzman, ilgili, katılımcı vatandaş var mı?

-Atık yönetiminde çalışanların iş koşulları ne durumda?

-Atık yönetiminin etkili işlemesine engel olan unsurlar nelerdir?

5-Finansal ve Ekonomik Yönü:

Yerel, bölgesel, ulusal ve uluslar arası düzeyde bütçeleme ve maliyet hesaplarını kapsar. Vergiler, maliyetin karşılanması, azaltılması çalışmaları, geri dönüşümün alt yapısı, kaynak ve koruma ile ilgili makroekonomik yaklaşımlar, işlerin özel sektöre açılması gibi alanlarla ilgilidir. “Entegre ve Sürdürülebilir bir Atık Yönetimi” ile ilgili

Sormamız gereken sorular şunlar:

-Belediyenin ayrı bir atık yönetimi bütçesi, atık yönetimini uygulaması için vergi toplama, fon koymaya yetkileri var mı?

-Maliyetler doğru hesaplanabiliyor mu, tahminler gerçekçi mi?

-Toplanan para gerçekten amaca kullanılıyor mu?

-Yatırım ve işletme maliyeti ne kadar?

-Toplumdaki çeşitli kesimlere (haneler, iş dünyası vb) maliyetin nasıl paylaştırılmış, ağırlıklı olarak hangi paydaş karşılıyor?

-Atık için alınan hanelerden alınan harçlar, vergilerde zengin yoksul ayırımı yapılmış mı, ticari, sanayi ve evsel atık üretenlerin arasında anlamlı oranlar mevcut mu?

-Atık bütçesi yerel yönetimden mi, başka kaynaklardan mı karşılanıyor, ulusal ya da yabancı fon grupları, ulusal ya da yabancı finansörler bankalar devrede mi?

6- Teknik ve performans yönü:

Atık yönetimi uygulamasının görülür yönüdür. Hangi araçlar, tesisler var, nasıl tasarlanmışlar ve ne derece verimli oldukları konularını kapsar. Kent ne derece temiz konusuyla ilgili alandır.

Sormamız gereken sorular:

-Atıklar konusunda sorumlu resmi bir kuruluş var mı?

-Atık toplama sistemi iyi işliyor mu?

-Atık toplama sıklığını, oranlarını biliyor musunuz?

-Yoksul semtlere götürülen hizmet yeterli mi?

-Gün içinde kaç kez atık toplanıyor?

-Çöp kutuları, toplama noktaları yeterli mi?

-Kullanılan araçlar yeterli mi, verimli mi?

-Kayıt dışı atık toplayanlar var mı, nasıl bir düzenleme getirilmeli?

-Atık yönetiminin altyapısını kim kuruyor, ne tür bir yaklaşımla?

Deniz Çöpü Yönetimi:

Karasal atıklar Deniz kaynaklı atıklar

Sahillere çöp atma-boşaltma                                                                                                    Gemiler, limanlar, platformlar

Nehirlerin sürükledikleri

Yağmur sularının getirdikleri

Kanalizasyon

ATIK TOPLAMA

Geri dönüşüm   +   Yakma  +    Depolama

 

KIYILARDA   KİRLİLİĞİN  KAYNAĞI  ve  MÜDAHALELER

KARA  KAYNAKLI

DENİZ  KAYNAKLI

Şahıslar/özel sektörce atılanlar

Kamu/Özel  Yön.

Şahıslar/özel sektörce atılanlar

Kamu yönetimi

Yerleşik halk

Yörenin temizliği

Denizciler

donanma

Turist

Sokakların bakımı

Yatçılar

Liman,marina işletmeleri

Sahili kullananlar

Sahilin ve yağmur suyu deşarj kanallarının bakımı

Yolcu teknelerinden şahısların attıkları

-

Balıkçılar

Sahil ve koyların bakımı

Ticari  gemiler

Denizcilik Müsteşarlığı

Liman ve marinaları kullananlar

Katı atık ve kirli su yönetimi

Platformlarda

 

Evler, sanayi, turizm, ticaret vb yapıları kullananlar

Katı atık ve kirli su yönetimi

 

 

 

Her yıl tankerlerle taşınan petrolün binde biri denizlere sızıyor. Bu miktar 2 milyon 200 bin ton.

 

DENİZ  KİRLİLİĞİ  İLE  İLGİLİ  ULUSLARARASI  SÖZLEŞMELERDEN  BAZILARI:

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kapsamında deniz çöpleri konusunda birçok girişim gerçekleştirilmiştir. Bunlardan en önemli olanları üç uluslar arası sözleşmedir.

Marpol 1978 - Deniz Taşıtları ve Kirlilik Sözleşmesi:

Denizlerin gemiler tarafından işletme veya kaza nedeniyle kirletilmesinin önlenmesini amaçlayan uluslar arası temel anlaşmadır. 1973’te ilk iki madde ve 1978 de diğer dört madde ile taraf devletlerce imzalandı. Bu maddeler:

  1. Ham petrolden kaynaklanan kirlenmenin önlenmesi,
  2. Dökme zehirli sıvı maddelerle kirlenmenin kontrolü,
  3. Ambalajlanmış şekilde deniz yoluyla taşınan zararlı maddelerden kaynaklanan kirlenmenin

önlenmesi,

  1. Gemilerden atık sulardan kaynaklanan kirliliğinin önlenmesi,
  2. Gemilerden katı atıklardan kaynaklanan kirliliğin önlenmesi,
  3. Gemilerden hava kirliliğinin önlenmesine dair                                                                                                      kurallardır.

Sözleşmeye daha sonra eklenen Ek 5 kararı da, deniz taşıtları ve gemilerden denize  her çeşit çöp ve plastiğin atılmasının yasaklanmasıdır.

 

Her  yıl 14 milyar ton  çöp  denizlere  atılmakta.

 

Londra Sözleşmesi 1972/1996:

“Atıkların ve Diğer Maddelerin Boşaltılması ile Deniz Kirlenmesinin Önlenmesi” sözleşmesidir. Denizlere kara kaynaklı ve diğer atıkların boşaltılmasını önlemek üzere 1972’de imzaya açılmış, eklemeleriyle 1996’ya kadar kapsamı genişletilmiştir.

 

Basel Sözleşmesi 1989-1992:

“Tehlikeli  Atıkların  Sınır -ötesi Taşınması  ve  Bertaraf Edilmesi” hakkında sözleşmedir.  Sözleşmenin hedefi tehlikeli maddelerin taşınmasını, okyanuslara ve denizlere boşaltılmasını caydırmak, önlemek, en aza indirmektir. Bağlayıcı ve çok taraflı bir anlaşmadır. 1989’da imzaya açılmıştır. Sonraki yıllar eklemeler sürmüştür. Bugün 164 ülke taraftır. Türkiye 1989’da sözleşmeyi imzalamış, 1994’de Resmi Gazete’de yayınlayarak uygulamaya koymuştur.

 

 

İstanbul Boğazı'ndan yılda 60 bin, Çanakkale Boğazı'ndan yılda 55 bin tanker geçiyor. 6 Büyük tanker kazası yaşayan boğaza son kez 19 Ocak 2010 ‘da karaya oturan bir gemi yüzünden 96 ton dizel denize döküldü.

 

MARMARA’DA  DENİZ  EKOLOJİSİNE  BÜYÜK  ZARAR  VERMİŞ  DENİZ  KAZALARINDAN  BAZILARI:


Independenta-İstanbul:
1.5.1979 tarihinde Haydarpaşa önlerinde Romen bandıralı Independenta tankerinin bir Yunan tankeri ile çarpışması sonucunda 95.000 ton petrol denize dökülmüştür. Meydana gelen patlama İstanbul'da büyük korkuya sebep olmuş ve birçok semtte konutların camlarının kırılmasına neden olmuştur. Denize dökülen petrol günlerce yanarak hala hesaplanamayan miktarda deniz ve çevre kirliliğine sebep olmuştur,


Bluestar-İstanbul
28.10.1988 tarihinde İstanbul'da Bluestar adlı kimyasal yüklü tankerin Gaziantep’den bir tanker ile çarpışması sonucu Bluestar tankerinde bulunan 1000 ton amonyak gazı denize ve havaya karışmış infilak etme tehlikesi bulunan tanker İstanbul'dan uzaklaştırılarak Marmara Denizine çekilmiştir.


Jambur-Datongsham- İstanbul
29.3. .1990 tarihinde İstanbul Boğazında meydana gelen çatışma sonucu yara alan Jambur adlı tankerden yaklaşık 2600 ton gazelin denize dökülerek deniz kirliliğine neden olmuştur.

 

Leonis-Denizatı
24.8.1991 tarihinde İstanbul Boğazında meydana gelen bir çarpışma sonucu Denizatı gemisi batmıştır.

 

Madonnalily (Filipin)- Robinion-18 (Lübnan)
14.11.1991 günü iki geminin çatışması sonucu 20000 canlı hayvan yüklü Robinion-18 gemisi 3 personeli ile birlikte batmıştır.


Nassia
13.3.1994 günü 100.000 ton petrol taşıyan Kıbrıs Rum Kesimi bandıralı Nassia tankerinin bir kuru yük gemisi ile İstanbul boğazında çatışması sonucu büyük bir yangın çıkmış ve 30 kişi ölmüştür. Denize dökülen yaklaşık 5000 ton petrol bir hafta yanmıştır.


Volganeft-248
29.12.1999 tarihinde Volganef-248 adlı tanker kuvvetli lodos etkisi ile kırılmış ve burun kısmı batmıştır. Kaza sonucu 900-1000 ton fuel-oil denize dökülmüştür. Dökülen fuel-oil'in büyük bir kısmı Florya-Menekşe sahillerinde kirliliğe neden olmuştur.


Bu deniz kazalarına ilave olarak kara kökenli kaynaklardan gelen büyük çapta deniz kirliliğine örnek 1999 Marmara depremi sonucu İzmit Tüpraş tesislerinde hem yangın hem de denize petrol basılması olayıdır. Ayrıca yine deprem sonrası Yalova'da bulunan AKSA elyaf fabrikasından Akrilonitril kirliliği meydana gelmiştir.

 

Ref: Denizcilik işletmeleri, resmi kuruluşlar, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı vb.


 

 

 

 

 

DENİZ  KİRLİLİĞİ  İLE  İLGİLİ  KÜRESEL  ETKİNLİKLER:

 

 

GESAMP (1969): Deniz ekolojisinin korunması için bir araya gelmiş uzmanlardan oluşan, Birleşmiş Milletler’e ilgili konularda bilimsel tavsiyelerle danışmanlık yapar. (http://gesamp.net/page.php?page=1)

ICC - Uluslararası Kıyı ve Deniz Temizliği Günü: Tüm dünyada deniz kirliliğine dikkat çekmek için düzenlenen bu kampanya sürmektedir. http://www.oceanconservancy.org/site/PageServer?pagename=press_icc

 

 

Clean up the World-Dünyayı Temizleyelim Etkinliği: Yüzlerce ülke, milyonlarca gönüllünün katıldığı bir günlük etkinliktir. http://www.cleanuptheworld.org/en

 

 

BÖLGESEL  OLUŞUMLAR:

Karadeniz  Çevresel  İşbirliği (1992-Bükreş Sözleşmesi):

 

Karadeniz’de kirliliğe sebep olan ülkelerin ulusal politikalarını  hazırlamaları, koruma mevzuatlarını  etkili uygulamaları, ortak stratejileri  ve  işbirliği  geliştirmeleri  çabasıdır. Altı ülke tarafından 1992’de imzalanan  Bükreş Sözleşmesi ardından Odessa Deklarasyonunu ve sonrasında Karadeniz Çevre Programı (BSEP) başlatılmıştı. Sınır ötesi Teşhis Analizleri yapılmış ve 31 Ekim 1996 tarihinde Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin Çevre Bakanları, “Karadeniz’in İyileştirilmesi ve Korunması için Stratejik Eylem Planı” nı imzaladılar. Bu önemli tarih, Uluslararası Karadeniz Günü olarak kabul edildi ve her ülkenin kendi ulusal stratejik eylem planının hazırlaması kararı verildi. Türkiye stratejik planını bir buçuk senede hazırlayabildi ve uygulamaya geçemedi. Karadeniz’de aşırı kirlenmeyle  ötrofikasyona terk edildi.  2002 yılına gelindiğinde ise Küresel Çevre Fonu tarafından bölgede yeni bir program başlatıldı.  Birleşmiş Milletler Kalkınma Programınca (UNOPS) halen yürütülmekte olan çalışmalar ayrıca Tuna nehri boyunca uzanan bölgeyi de kapsamaktadır. Karadeniz Komisyonu Daimi Sekretaryası İstanbul’dadır.

MED POL (Barselona Sözleşmesi) Oluşumu:

UNEP/MAP şemsiyesi altında, Barselona Sözleşmesi ve eki LBS Protokolü kapsamında yürütülen MED POL bir projedir. Proje kapsamındaki Ulusal İzleme Programı çalışmaları Akdeniz ve Ege'deki kıyısal alanlarını kapsamaktadır.

Türkiye'nin yürütmekte olduğu MED POL "Ulusal İzleme Programı"; sıcak noktalardaki (nehir haliçleri, kentsel ve endüstriyel atık su alan alanlar) kirliliğin, atık suların içerdiği kirlilik değerlerinin mevcut deşarj kriterlerine uygunluğunun ve kirletici seviyelerinin tespitiyle kıyı sularda uzun dönemli ekolojik / kirlilik değişikliklerinin izlenmesi çalışmalarını içerir.  2005 yılında önerilen Mersin ötrofikasyon izleme ve yönetimi çalışması, pilot proje olarak MED POL programına  dahil edilmiştir.

 

Avrupa  Birliği  Çevre Müktesebatında - Deniz  Çöpleri:

Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi (2000/60/EC), AB Deniz Strateji Çerçevesi Direktifi (2008/56/EC), Atık Çerçeve Direktifi (2008/98/EC), Atık Deponi Alanları (1999/31/EC) ve Liman Atık Alım Tesisleri (1999/31/EC) ve Ambalaj ve Ambalaj Atıkları direktifleri (2004/12/EC)  deniz çöpleri ile ilgili genel çerçeve ve atık yönetimi çerçevesini belirler.

 

 

ENTEGRE  ve  SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ATIK YÖNETİMİ İÇİN – YOL HARİTASI (Dünya Bankası modeli)

1-STRATEJİNİN  BELİRLENMESİ: Hedefe ulaşmak için bir dizi eylem planı yapılmasıdır. Strateji oluşturmanın yararları:

-Geleceği belirleyebilmek,

-Öncelikleri belirleyebilmek,

-Değişen koşullara hazırlıklı olabilmek,

-örgütsel işleyişi iyileştirmek, verimliliği arttırmak,

-ortaklıklar kurabilmek,

-paydaşlar arası iletişimi sağlamak

için altyapı oluşturur.

Planlama süreci: Tüm paydaşlarla ön görüşmeler, var olan durumun analizi ve farklı modellerin incelemesiyle başlanır. Hukuki arka plan için tavsiye alma, iş planını oluşturma, paydaşlarla birlikte bir yürütme kurulu ve çalışma grupları oluşturma ve giderek organizasyon yapısını oluşturmayı içerir.

Genelge ve tüzük belirlenir, çalışma methodu seçilir, görevler ve sorumluluklar dağıtılır, finansman ayarlaması yapılır, sözleşmeler oluşturulur. Tüm bunlar etkin bir planlama süreci için gereklidir.

Stratejik planlamanın çerçevesi: Vizyon, misyon ve var olan durumun belirlenmesidir.

Stratejik planlamanın bileşenleri: Kurumsal yapı, deniz çöpünün toplanması ve geri dönüştürülmesi, önleme mekanizmaları, finansal sürdürülebilirlik, toplumda farkındalık yaratma ve eğitim faaliyetleridir.

Yol Haritası: her bileşen için izlenecek yol seçilir.

 

Strateji geliştirilmiş olur.

 

2-EYLEM PLANI hazırlanması:

Hem acil eylem planı, hem de yatırım planları yapılır.

 

3-UYGULAMA: Uygulama, planların tekrar gözden geçirilmesi, izleme ve değerlendirmeyi içerir.

 

Yılda 100 milyon köpekbalığı, sadece yüzgeçleri için öldürülüyor.

 

İYİ  ÖRNEKLER – AZ  MALİYETLİ  ETKİN  UYGULAMALAR:

Ülke : İrlanda

Uygulama : Naylon torbalara zorunlu fiyat

Nasıl: 2002 yılında bir yasa çıkararak her naylon poşet için tüketiciden harç alınacağı, satıcıların harcı üstlenemeyeceği duyuruldu. Devlet poşet başına 0.5 euro harç biçti. Poşet üreticileri devlet desteği alarak ürün değişikliğine gitti.

Sonuç: Poşet kullanımı % 90 oranında düştü.

 

 

Ülke: Malta

Uygulama: Cam şişelere depozito

Nasıl: Cam şişe büyüklüğüne göre 0.7 euro, 0.12 euro ya da 0.14 euro depozito belirlendi. Depozito otomatik olarak fiyata eklendi.

Sonuç: % 90 üzerinde geri dönüşüm sağlanmakta.

 

Ülke: Türkiye

Uygulama: Okullarda eğitim projesi

Nasıl: DenizTemiz Derneği Milli Eğitim Bakanlığı'nın da desteğiyle ilköğretim ve lise çağındaki öğrencileri, doğal varlıkları korumak konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla "Sınırsız Mavi Projesi"ni başlattı. Proje kapsamında kıyı il/ilçelerdeki okulların her birinden bir okul müdürü ve bir öğretmene eğitim verilmesi hedefleniyor, eğitime katılan öğretmenlerin de kendi okullarındaki öğrencilerine "Sınırsız Mavi Eğitimi"ni vermeleri amaçlanmaktadır. 

29 ilde 5 yıl sürmesi planlanan projede; "Sınırsız Mavi" konulu eğitimler ile insan ve deniz ilişkisinin sürdürülebilir olması ve insanlarda olumlu yönde davranış değişiklikleri oluşmasının sağlanması için, ilk olarak öğretmenlere, daha sonraki aşamada öğrencilere; denizlerin özellikleri, denizde yaşayan canlılar, karalar ve denizler arasındaki etkileşim ve deniz kirliliğini önlemek amacıyla kişilerin üzerine düşen görevler gibi pek çok farklı konuda bilinçlendirici dersler verilmektedir. 
5. yılın sonunda hedef, toplam 16.588 okulda 300.000 öğretmen ve okul müdürüne, 6.592.000 öğrenciye ulaşmak.

 

Ülke: Kore

Uygulama : Denizdeki çöplerin balıkçılar tarafından toplanması

Nasıl: 2002 yılında Yerel yönetimler balıkçıların denize atılmış ipler, ağlar, vinil ve diğer plastikleri toplayarak getirmesi karşılığında ödeme yapmaya başladılar. Devlet ödemeyi karşıladı.

4 usd40 lt.lik torba, 10 usd100 lt 20 usd/200lt

Sonuç: 2002-2005 arasında tam 7,237 m3 hacminde çöp toplandı. Devlet toplam 724,000 dolar ödedi. Kendi imkanları ile toplasaydı maliyet 2.5 katı olacaktı.