Get Adobe Flash player
Turkish (Turkiye)English (United Kingdom)
Online Publications

to download any publication, please click on the picture

water_turkey_for_webpage
Atık Sanat Olunca
cevreoyku_copy
ilkevre
genlikvedeim
Polls
How do you find the activities covered by the Green Earth Movement?
 
Newsletters

Subscribe to our e-newsletter, be informed of developments.







There are no translations available.

Bu yazı Nature Life Ekolojik Yaşam dergisinde yayınlanmıştır.

Sürdürülebilirlik  zor!

SanayilemeSürdürülebilir bir dünyaya nasıl ulaşabiliriz?  Bu sorunun cevabını arama yolunda  devamlı olarak yeni yaklaşımlar, yeni terimler, yeni çalışma teknikleri ve yeni politikalar üretmemiz gerekiyor.

 

2002 yılında Johannesburg’da yapılan Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinin katılımcıları sürdürülebilir kalkınma yolunda pek bir ilerleme kaydedilmeyişinin nedenlerini tartıştılar. Hedef zorlu bir hedef.  Sürdürülebilirlik konusunda sosyal bilincin artması uzun zaman alıyor. Ayrıca bu kavram hedeflenen dünyayı tarif etse bile, nasıl ulaşılacağı konusunda ipucu vermiyor.

Sürdürülebilir kalkınma, genel anlamıyla doğal kaynakların – gelecek nesillere yok etmeden aktarmayı hesaba katarak-  sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasıdır.  Bu kavramın işler hale gelmesi için bir dizi etik değerin rehberlik edeceği yeni tutum ve davranışların kollektif bir şeklide benimsenmesi gerekiyor. Ancak, bu tutum ve davranışların kazanılması üzerinde bir sosyal konsensus nasıl sağlanacak?

Biyoloji ve kültürü, batı bilimi ve geleneksel bilgiyi biraraya getirme, ortak bir yaşam alanında yaşatmaya  ihtiyacımız var.

‘Doğal kaynaklar ve insanların bu kaynakları gelecek için yönetmesi arasında etno-bilimler aracılığıyla bir bağ kurmak etkili bir yol olacaktır”(Dahdouh-Guebas, 2006).

 

Biyolojik yada kültürel değil, BİYOKÜLTÜREL çeşitlilik

Son yıllarda biyoloji  ve kültürü birlikte içeren bir terim : “Biyokültürel çeşitlilik” sık kullanılır oldu.

 

Bu terim aklımıza biyolojik çeşitlililiğin kültürel çeşitlilikle ilişkili olduğunu getiriyor. Bu çok doğru bir saptama. Öyle ki,  dünya haritası üzerinde bir işaretleme yaptığımızda, coğrafik olarak biyolojik çeşitlilik ve kültürel çeşitlililiğin örtüştüğünü görüyoruz.

 

İşte Biyokültürel çeşitlilik araştırmaların sistemetiği;  dünya üzerinde dil, kültür ve biyoçeşitliliği bir arada incelemektir.

 

Buraya dunya biyokulturel cesitlilik haritasini koyacagiz

En çok dil çeşitliliği olan bölgeler:

-          Orman alanları,

-          Tropik alanlara yakın bölgeler,

-          Dağ sıraları olan bölgeler

olduğunu fark etmiş miydiniz? Bu bölgeler aynı zamanda, sömürgeciliğe en çok maruz kalan bölgeler. Tarihsel olarak, yoksulluk ve göç açısından da bu bölgelerin durumu incelenmeye değer olduğunun kanıtı.

Biyokültürel çeşitlilik, koruma teorisi ve uygulamalarında anahtar  ilkedir. Çağdaş bilim alanında tanınmaya başlamış, disiplinler arası, bütünleyici ve yeni bir araştırmanın parçasıdır.

 

Dikkat gereken tespitler!

-Dil, kültür ve biyolojik çeşitlilik “birbirine benzer unsurlar” (maddi çıkarlar vb.) karşısında  yok olma tehditi altında.

-“Çeşitliliğin kaybolmasının dramatik sonuçlarının” herkes tarafından algılanması sağlanmalıdır.

-Hem insanlık, hem yeryüzü için yerel düzeyde çalışmalara, politikalara, etik yaklaşımlar ve özellikle insan haklarına odaklanmalıdır.

Biyolojik  çeşitliliğin  varlığını  sürdürmesi  ancak  yerel  kültürel  çeşitliliğin yaşaması  ile  mümkün olabilir.  Kültürel  olarak  zayıf  bir  dünya  biyolojik olarak da zayıftır ya da tersi.” Patricia Howard, Women and Plants: Gender Relations in Biodiversity Management and Conservation

 

 

 

BİYOKÜLTÜREL    ÇEŞİTLİLİKLE   İLGİLİ   ULUSLARARASI   POLİTİKLAR :

BM  Biyoçeşitlilik  Sözleşmesi - Rio  1992 (Tr. 1996)

  1. Biyolojik çeşitliliği korumak
  2. Biyolojik çeşitlilik unsurlarının sürdürülebilir kullanımı
  3. Genetik kaynaklardan doğan yararların adil ve eşit paylaşımı

Geleneksel  yaşam tarzlarını bünyesinde somutlaştıran birçok yerli ve yerel topluluğun biyolojik kaynaklara geleneksel olarak yakından bağımlı olduğunun dikkate alınmasını ve alanın ve biyolojik çeşitliliğin korunması ile bunun unsurlarının sürdürülebilir kullanımı bakımından anlamlı geleneksel bilgilerin sürdürülebilmesini kapsar.

Bu sözleşmeye taraf olan her ülke doğa koruma ve sürdürülebilir kullanım  amacıyla biyolojik çeşitliliğin belirlenmesi ve izlenmesi ile yükümlüdür.

 

BM Yerli Halklar Hakları Sözleşmesi-2006  (Tr.2007)

  • 144 ülke imzaladı.
  • 11 ülke çekince koydu (Azerbeycan, Bangladeş,
  • Butan, Burundi, Kolombiya, Gürcistan,
  • Kenya, Nijerya, Rusya Federasyonu,
  • Samoa ve Ukrayna)

•  İlk başta, 4 ülke imzalamadı (Avusturalya,  Kanada, Yeni Zelanda ve ABD). Sonradan: Avusturalya ve Yeni Zelanda sözleşmeyi imzaladılar. Kolombiya ve Samoa’da çekincelerini kaldırdılar. Kanada (Mart 2010) ve ABD (Nisan 2010) imza için ön çalışmalara başladılar.

Bu anlaşma, yerli halkların yaşadıkları bölgelerde kısıtlanmaya uğramadan kendi kaderlerini tayin etmelerini, geleneksel bilgilerin yaşatılmasını sağlıyor. Ayrıca, doğal kaynakların kullanımında yerel insanlara söz hakkı sağlıyor.

BM  (UNESCO) Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi – 2003 (Tr. 2006)

Toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamaları, temsilleri, anlatımları, bilgileri, becerileri ve bunlara ilişkin araç- gereç ve kültürel mekanları korunması ve yaşatılması gereken kültürel mirasın bir parçası olarak tanımlamaktadır. Örneğin;

  • Sözlü gelenekler ve anlatımlar;
  • Gösteri sanatları;
  • Toplumsal uygulamalar,  ritüeller ve şölenler;
  • Doğa ve evrenle ilgili uygulamalar;
  • El sanatları geleneği.

 

 

BM (FAO) Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Sözleşmesi – 2002   (Tr.2006)

 

Amaç : Gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarının korunması, araştırılması, toplanması, karakterizasyonu, değerlendirilmesi ve dokümantasyonu, şimdiki ve gelecek nesillerin sürdürülebilir tarımsal kalkınması bakımından Dünya Gıda Güvenliği Roma Deklarasyonu ile Dünya Gıda Zirvesi Eylem Planının amacına ulaşması ve gelişmekte olan ülkelerle ekonomisi geçiş sürecinde olan ülkelerin kapasitelerinin, bu konuda üzerilerine düşen görevleri yerine getirmesi için acilen desteklenmesi hakkındadır.

Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına dair Sözleşme-Paris 1974 (Tr. 1983)

Amaç: Kültürel ve doğal mirasın herhangi bir parçasının bozulmasının veya yok olmasının önlenmesidir.                   Aksinin, bütün dünya milletlerinin mirasına zararlı bir yoksullaştırma teşkil edeceğini varsayarak, kalıcı                         bir temel üzerine ve modern bilimsel yöntemlere uygun olarak, istisnai değerdeki kültürel ve doğal mirasın                              kollektif korunması için etkin bir sistem kuran hükümleri, sözleşme altında toplamayı hedeflemiştir.

 

Avrupa’nın Yaban Hayatı  ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi-Bern, 1979 (Tr.1984)

Amaç: Avrupa Konseyi’ne üye devletler tarafından imzalanan bu sözleşme, yabani flora ve faunayı ve bunların yaşama ortamlarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla devletin işbirliğini gerektiren ortamların muhafazasını sağlamayı amaçlamaktadır. Sözleşmenin eklerinde kesin olarak koruma altına alınan flora ve fauna türleri ve yasaklanan av metod ve araçları ile diğer yasak işletme şekilleri yer almaktadır.

Bern Sözleşmesine taraf olan her ülke sözleşmenin ek listelerinde (Ek Liste 1 –Bitki türleri),

Ek Liste 2 –Hayvan türleri) yer alan türlerin doğal yaşam alanlarını koruma altına almak amacıyla

idari ve yasal önlemleri almakla yükümlüdür.


Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslar arası Öneme Sahip Sulak Alanlar  Sözleşmesi

(RAMSAR Sözleşmesi-İran, 1971 (tr.1994)

Amaç: Ramsar Sözleşmesi, özellikle su kuşlarının yaşama ve üreme alanları için büyük öneme sahip olan sulak alanların korunmasını öngörmektedir. Sözleşmenin ana amacı “sulak alanların ekonomik, kültürel, bilimsel ve rekreasyonel olarak büyük bir kaynak teşkil ettiği ve kaybedilmeleri halinde bir daha geri getirilmeyeceği” olarak belirtilmektedir.

Akdeniz’in Kirlenmesine Karşı Sözleşme -Barcelona Sözleşmesi,1976 (Tr. 1981) )

 

Amaç:  Sözleşme, Akdeniz’i ortak bir miras olarak kabul ederek, bu konudaki mevcut uluslararası                                   sözleşmelerin, deniz kirlenmesinin bütün boyutlarını ve kaynaklarını kapsamadığını ve Akdeniz                              bölgesinin özel ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirterek, “günümüzdeki ve gelecekteki nesillerin                                     istifadesi için korunmasını” hedeflemektedir.

Nesli Telikede Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Ticaretinin Düzenlenmesine dair  Sözleşme                                        CITES Sözleşmesi- Washington, 1973 (Tr. 1996)

Amaç: Nesli tehlike altında olan yabani hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretine ilişkin bu sözleşme ( CITES ) kapsamında yer alan hayvan ve bitki türlerinin sürdürülebilir kullanımını sağlamak için, uluslararası                        ticaretinin kontrol altına alınmasına yönelik usul ve esasları ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon                          sağlayarak düzenlemektir.

CITES Sözleşmesi ek listelerinde yer alan türlerin uluslar arası ticaretini düzenler. EK 1. ticareti sadece                          bilimsel veya belli şartlar altında yapılabilen türleri içerir. Ek 2 ise ticareti izlenmesi gereken türleri içerir.                          Bunlar ihracatı veya ithalatı sadece resmi izin belgesi ile yapılabilen türlerdir. Ek 2 de Türkiye den ihraç                edilen Galanthus, (kardelen), Cyclamen (doğal siklamenler), Sternbergia ve Orchidaceae (salep) yer alır ve                                  resmi izin belgesi olmadan ihracatı yapılamaz.

 

Etnobotanik  vs  Türkiye...

Türkiye, ılıman kuşaktaki en zengin ülke.  10.000 civarı bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

Bunların 3.000 kadarı, endemik. Bu zenginlik Türkiye’ye ek ve önemli sorumluluklar getiriyor.

Halen, 800 civari bitki türü tıbbi ilaç alanında kullanılıyor. Ancak Etnobotanik konusunda süren sorunlar var:

-Yalnızca tıbbi bitkilerin çalışılmasına önem veriliyor,

-Geniş kullanım üzerine araştırmaların eksik, gıda ve sağaltı dışındaki kullanımlar hakkında araştırmalar                              yetersiz,

-İnsan-bitki ilişkisinin çalışılması yetersiz,

-Cinsiyet perspektifi açısından sorunlar var. Bitkiler genelde yerel kadınlarınilgilendiği bir konuve erkek                                 araştırmacılar yeterli bilgi toplayamıyorlar (köy kadınları ile görüşmeleri kısıtlı kalıyor).

 

1995 – 2010  arası  gelişmeler:

Etno-botanik konusunun  önemi  arttı.

Bitkilerin özel kullanımı, kültürel yönleri, tarihsel bilgi  önem kazandı.

Kadınların bilgi birikimin önemi anlaşıldı.

2000 yılında TÜBA, TÜBİTAK etnobotanik konusunu programlarına aldılar. (ülkenin kültürel varlıkları                              olarak kabul edildi.)

Bir veri tabanı hazırlandı.

2005 yılında IV. Uluslararası Etnobotanik konferansı , ilk kez Türkiye’de Yeditepe Üniversitesinde                                gerçekleştirildi.

Yayınların sayısı arttı, daha sistematik hale geldi.

70 biyoloji dept. 10 dan fazla eczacılık fakültesi, 14 yeni “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler” Yüksek okulu.

Bilgi yok olduğunda yararlı bir bitki yabani bir ota dönüşevirir.—Anil K. Gupta

Mücadele  Alanları:

Çalışmaların sayıca artması yanında  kalitesinin de artması gerekir.

Giderek tarımsal çeşitlilik kaybediliyor.

Yerel insanlarla birlikte, işbirliği içinde çalışmaların yürütülmesi gerekir.

Çok disiplinli yaklaşım gerekir.

Sistematik uzun dönemli çalışmaların eksikliği giderilmelidir.

 

Gülru Hotinli- Yeşil Adımlar Çevre Eğitim Derneği

Kaynaklar: Dr. Füsun Ertuğ,  Dr.Gary Martin-Kars , 2010. Kuzey Doğa Derneği- Uluslararası Etnobiyoloji

Semineri notları, Prof. Neriman Özhatay, Dr Ayşe Mine Gençler Özkan, Sedef Haydaroğlu’na

teşekkürlerimizle.